|
Semih ÖKTEN
Buda mı olacaktı, nerede insanlık...
|
Kaleminden kan damlıyr sözü eskiden üslubu çok sert olan yazarlar için ve mecazen söylenirdi. Şimdilerde bırakın iç politika uluslararası siyaset yazanları sanat yazarları bile hiç olmazsa bir kere medya savaşlarının içinde buluyorlar kendilerini ve kalemlerinden kan damlıyor. Okuyucunun beklediği neyse onu yapıyorlar. Günlük basit tartışmaların içinde yer bulabilmek için yani yazılarını okunur kılabilmek için ya büyük ve önemli konuları basit sığ tartışmalara dönüştürüyorlar yada okura yalakalık yapmak sırf “işte adam nasılda koymuş lafı” dedirtebilmek için kalemleriyle karşısındakilerin gözlerini oyuyorlar. İnanın hepsine razıyım hatta spor yazarlarının aptal saptal top girdi mi girmedi mi, kimin daha çok taraftarı var tartışmalarına bile. Danıştay’a yapılan saldırıdan sonra inanın anlattıklarımın hepsine binbir kere razıyım.
Buda mı olacaktı demek pek alışkanlığım değildir. Memlekette herşeyin en küçük nedenden olabileceğini kendi kendime öğretmiş ve kanıksamıştım ve öyle kolay kolay da buda mı olacaktı demezdim. Hem bunu dedim hem de utandım...
İsmi lazım değil ama herkesçe malum gazete türbanla ilgili kararlarları nedeniyle Danıştay üyelerini açıkça hedef olarak gösterdi ve olanlar oldu. Yaşanan güvenlik zaafları bir yana yaşanan vahim olay bugüne kadar islami terörün yaptığı en büyük terör olayıdır. Kişisel gibi görünen bu olayı islami terörün bir sonucu olarak görüyorum. Bu son derece önemli bir dönüm noktasıdır. Yayını yapan gazete sadece gazetecilik etik kurallarını değil en temel insanlık kurallarını da çiğnemiştir. Kalemlerinden –kelimenin tam anlamıyla malasef- kan damlamıştır. Sadece saldırıyı düzenleyen değil söz konusu gazetede suçun ortağıdır. Ellerine neyin geçeceği sanıyorlar halkı tümen tümen bölük bölük bölerek biz ve onlar ayırımından önceleri muzdarip olduklarını savunurlarken şimdi neden biz ve onlar ayrımcılığına gidiyorlar. Yaptıkları harlemdeki zencilerin ırkçılıktan yakına yakına beyazlara karşı ırkçılık yapmalarına benziyor. Tıpkı onlar gibi yakındıkları uygulamaları dışlanmayı tıpkı zencilerin yaptığı gibi onlar yapmaya başlıyor. Ben onlar demek zorunda kalıyorum. Çünkü yapılan yanlışlıklardan dert yanıp işi farklı yerlere taşıyarak nihayet onlar olmayı başardılar. Toplumdan soyutlandılar kapalı kapılar arkasında konservatif yapılarını kurdular ve şimdi bizlere karışıyorlar. Hayat tarzları sakilken yarattıkları dünyada bizlerin tavırlarını sakil görmeye değiştirmeye çalıştılar. Yaşama karışıp demokrasi yoluyla demokrasi kafa tutmaya çalıştılar. Bu mücadelelerinde bir dönüm noktası. Artık türban konusunda en haklı istekleri bile ben ve benim gibi ortalama insanların dinlemek isteği bir konu değil. Diyalog kurmak dururken toplum yaşantısında yaptıkları hasmane tavırları aşırı mutasıp gerici tutumları artık sert bir şekilde karşılığını görecektir. Cumhuriyetin kurum ve temelleriyle olan dertlerini sokağa taşıdıkları hele terör olarak taşıdıklarında ben ve benim gibilerden gördükleri musamaha ve dialog çabalarını dialog kanallarını nasıl bulacaklar. Tüm islami kesimin bunu düşünmesi ve bu terör olayını yürekten lanetlemeleri gerekli yoksa benim teröristim bana iyidir yaklaşımı onların çıkmaz sokaklarıdır.
AKP’NİN KÖKLERİYLE OLAN ATEŞLE İMTİHANIŞimdiye kadar AKP hükümeti ekonomik alandaki başarılarıyla ve ülkemizin kuvvetli bir ikdidara ve istikrara ihityacı olması nedeniyle geniş halk yığınları tarafından desteklendi. Hatta CHP ve devlet kurumlarıyla olan sürtüşmelerinde korundu kollandı. AKP tüm bu sürtüşmelerde ihtiyacı olan direnci komuoyunun desteği sayesinde buldu. AKP ve R. Tayyip ERDOĞAN her ne kadar değiştiklerini ifade etse hatta Erdoğan milli görüş gömleğini çıkardığını söylesede herzaman milli görüş çizgisinde olduğunun mesajlarını tabanına inceden inceye verdi. Ancak AKP’liler küçük bir hesap hatası yapmaya başladı. Aldıkları oyların aslında merkez sağın oyları olduğu ve bu oyları da seçimde yaptığı merkez sağ göndermeler olduğunu asıl değil aslın bir ikamesi olduklarını unuttu. Unuttuklarının arasında bu seçmenin muhafazakarda olsa cumhuriyetin temel ilkeleri ve Atatürk ilke ve inkılaplarıyla herhangi bir sorunlarının olmadığını, saydıklarımla girişilen bir mücadelede küçük tabanlarıyla kalacaklarını unuttular. Eğer 4 yıl öncesinde olduğu gibi merkezde durma kaygısı içinde olur ve ona göre davranırlarsa hassas durumun içinden sıyrılabilirler. Aksi takdirde erken seçim yapmaktan başka çareleri kalmaz. Zira bu süreç artık başlamıştır AKP ve R. Tayyip Erdoğan Danıştay baskınına karşı yaklaşımlarıyla hata yapmaya devam edeceklerinin ışığını yktı. Bu saatten sonra ne kadar kısa sürede seçime giderlerse kaçan oy oranları o kadar az olur. Yoksa 1 yıl sonra Mehmet Ağar ve Doğruyol Partisi yeniden merkez sağı toparlar ve AKP’yi 2. ana muhalefete düşürebilir. Seçim AKP’nin hayrına olur. Öte yandan Türkiye’de ki merkez güçler diye tanımlayabileceğim devletin temel kurumları türbanlı bir first lady’i Çankaya’da görmek istemez. Kişisel olarak bende bunun olmasını ülkemizin kurulurken vaad ettiği değerlerle örtüşmediğini düşünüyorum. Cumhuriyetimiz ılımlı bir islam cumhuriyeti değil. AKP dediğim gibi bu bir yıl içinde kökleriyle olan ateşten bir imtihana giriyor. Bu aşamada dağılabilir, küçülebilir, değişmediğini gösterirse oylarını gerçek sahibi olan merkez sağa kaptırarak eriyebilir yada vaat ettiği gibi liberal çizgiye ve merkez sağda devam ederek kendini muhafaza edebilir. Kaderleri kendi ellerinde.
21 Mayıs 2006
|
|
|