Depresyon kısa ve öz olarak tanımlamak gerekirse kişinin kendisini endişeli, suçlu, değersiz hissetmesine neden olan, başkalarından uzaklaşmasına, uyku azalmasına-artmasına, iştah kaybına, cinsel istek kaybına ya da her zaman yaptığı faaliyetlere karşı ilgisiz olmasıyla belirginleşen bir duygu durum bozukluğudur. Ömür boyunca büyük bir çoğumluğumuz stres karşısında veya endişeli durumlarda depresif özellikler gösteririzfakat bunların hepsi depresyon tanısı gerektirmez. Depresyona sıklıkla kaygı bozukluğu, panik atak, alkol ve madde kullanımı, cinsel işlev bozukluğu eşlik eder.
Depresyonda olan kişiyi karşılıklı konuşmalardan da anlayabiliriz. Depresyonda olan kişi söylenenlere dikkat etmek için büyük çaba harcar. Onlar için karşılıkla konuşmak büyük bir yüktür. Konuşurken mümkün olduğunca kısa cevaplar verir, yavaş ve duraklayarak, aynı ses tonuyla monoton bir şekilde konuşurlar. Depresyonda olan kişilerin çoğu yalnız kalmayı tercih ederler. Bir problemle karşılaştıklarında onun çözüm yolunu hiç düşünmezler veya akıllarına hiç bir çözüm yolu gelmez. Kafaları kendilerine yönelik suçlamalarla doludur. Çoğu zaman tamamen keyifsiz, umutsuz, endişeli, kaygılı ve ümitsizdirler. Bu ruh hallerinin bedenlerine yansıdığınıda görebiliriz.
DSM IV tanısına göre aşağıdaki belirtilerin en az beşinin hemen hemen hergün iki hafta süreyle olması gerekir. Bu durumda majör depresif dönem tanısı konabilir. Aşağıdaki belirtilerden en az beş tanesinin olması çökkün duygu duruma işaret edebilir
1.Hiçbir şeyden tad alamama hali(anhedonia),ilgi kaybı
2.Depresif duygu durumu
3.Uyku düzeninde değişiklikler, başlangıçta uykuya dalamama, gece uyanıp bir daha uyuyamama, sabah çok erken uyanma ya da bazı hastalarda günün çoğunu uyuyarak geçirme
4.İştah ve kilo değişiklikleri, kilo azalması veya artması
5.Halsizlik,enerji kaybı
6.Psikomotor aktivitede retardasyon veya ajitasyon yönünde değişme
7.Olumsuz benlik kavramı. Değersizlik ve suçluluk duyguları.
8.Karar verme,düşünme ve dikkati toplama güçlüğü
9.Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar fikirleri veya girişimleridir.
Depresyonda Tedavi
Depresyonda olan kişiye ve onun yakınlarındakilere zaman çok uzun gelsede depresyon dönemlerinin çoğu birkaç haftada geçer. Çoğu depresyon bu dönemler sonunda kendiliğinden geçebilir ve bu çağımızda iş kayıbına neden olan hastalıklarda ön sıralarda bulunmasına karşı çok iyi bir durumdur. Fakat bu kadar yaygın olduğu, hem yaşayan, hemde yakınındakileri çok zedeleyici bir rahatsızlık olduğu için tedavi edilmemesi düşünülemez bile. Bununla birlikte depresyon nöbetleri tekrarlayıcıdır ve en önemliside depresyon hastaları intihar riski taşıdıkları için mutlaka tedavi edilmelidirler.
Depresyonun tedavisi iki şekildedir. Sadece psikoterapi ile tedavisi mümkündür bunun yanında psikoterapi ve ilaç kombinasyonu ile tedavi mümkündür.
DEPRESYON VE CİNSELLİK
Her yıl milyonlarca insan depresyona girmekte, fakat bu insanların sadece üçte biri tedavi için bir doktora başvurmaktadır. Depresif hastalıkların değişik türleri olup, hepsinin de cinsel hayatı olumsuz şekilde etkilemesi söz konusudur. Her fert ve her vaka birbirinden farklıdır, fakat eşlerden biri depresyonda ise, tüm aile bundan etkilenir. Bu durumda diğer eşin sabırlı ve anlayışlı olması, eşine yardım etmesi ve ona her konuda cesaret vermesi beklenir. Depresyonda olan kişinin duygusal olarak aileden kopması sebebiyle, bu bazen güç olabilir.
Bunca zorluk yetmezmiş gibi, depresyon çiftin cinsel hayatını da etkiler. Bu konuda en yaygın şikayet cinsel isteğin azalmasıdır. Çift cinsel birleşme yapsa bile, heyecan ve zevk yoktur.
Bu konudaki bir başka problem de depresyonun ilaçlarla tedavisiyle ilgilidir. Bugün depresyon tedavisinde kullandığımız ilaçların çoğu, maalesef, bir yan etki olarak cinsel sorunlara yol açmaktadır. Bu yan etkilerin başlıcaları; sertleşmede azalma, istekte azalma ve orgazm yoğunluğunda düşmedir.
Depresyonda zaten var olan cinsel sorunlar ilaçlarla tedavi sırasında daha da artabilmektedir. Ancak şu da bir gerçektir, depresyon ilaçlarla düzeldikten sonra cinsel sorunlar da ortadan kalkmaktadır.