Solda ittifak özellikle DSP ve SHP nin uzun zamandır talep ettiği bir konu. Aslında sol seçmende 2003 seçimlerinden bu yana bu yönde tavır gösteriyor. Hatta 2003 seçimlerinde tepki olarak sandığa gitmeyenlerin çoğunun partilerine küskün sol yada sosyal demokrat görüşlü seçmenler olduğu biliniyor.
2003 seçimleri aslında sol partiler için başarılı bir seçim olmamıştır. daha sonra gelen yerel seçimler ise tam bir hezimet sayılabilir. Bütün bu sonuçlar seçmenin artık sol görüşlü partileri desteklemediği, AKP yi daha başarılı bulduğu şeklinde yorumlanabilir mi.
Hayır kesinlikle hayır...
Bu sonuçlar Türk seçmeni tarafından partilerine verilen çok açık bir mesajdır. Aklınızı başınıza toplayın... Bu mesajın altı çok doludur. Burada bazı başlıklarla bu konuya değineceğiz. Aslına bakarsanız AKP ‘nin bugün izlediği politikalar tamamen sosyal demokrat politikalardır.Ekonomi politikası ise 57. Hükümetin politikasıdır. Sn. Ecevit'in en son aldığı ekonomik kararları harfi harfine uygulamaktadırlar. Seçmen bir anlamda AKP’nin dini kriterlerini bir yana bırakırsak, tamamen sosyal demokrat söylemlere sığındığını görmekte. Kendi sol görüşlü partilerinin ise devletçi politikaların yerine artık geçime, ekmeğe, kendilerine, kısaca sokaktaki halka dönük politikalar üretmesini bekliyor.
2003 seçimleri sonrası sol partilerin ders alarak yeterli birlikteliği sağlamayarak yerel seçimlere gitmesi halkın bu konuda hiç affı olmadığını göstermektedir.
O dönemde YTP Genel Başkanı olan merhum İsmail Cem CHP, DSP ve SHP ye çağrıda bulunarak yerel seçimlerde işbirliği önermişti. DSP ve CHP’ nin bu çağrıya sıcak bakmaması, SHP’ nin de Dehap, ÖDP, Emep gibi partilerle kendi iradesi içinde hareket etmesi. beklenen sonucu getirdi ve AKP yerel seçimlerden daha da güçlenmiş olarak çıktı.
Ancak daha sonra olan gelişmeler ve YTP’ nin CHP’ ye katılması bir anlamda CHP nin adres gösterilmesi gibi anlaşılabilir. Bu bir anlamda da doğrudur. Bütün sol partilerin aslen kökeni CHP’ dir. Ancak bu parçalanmada asıl sorumlu ne CHP, ne DSP ne de diğer sol partilerdir. Bunun nedeni özellikle 12 mart ve 12 eylül darbeleri ile en çok darbe alan partilerin sol görüşlü partiler olmasıdır. Sol görüşlü partilerin parçalanmasında en önemli nedenlerden biri de kendi içlerindeki yenilik yapamamasıdır. Tabi kendi içlerinde yeterince demokratik olamamalarını da unutmamalı.
Özellikle son 20 yıldır apolitize olması için büyük çaba sarfedilen Türk halkı, artık ülke sorunlarını haklı olarak geçim sorunlarının ardına almak durumunda kalmıştır. Özellikle memur ,işçi, köylü vb dar ve orta gelirli sınıf ile yüksek vergiler ile aslında sadece devlete çalışan durumuna düşürülen küçük vergi mükellefleri çok sıkıntılı bir durumdadır. En son vergi affından mükelleflerin %60 nın yararlanamaması da bu yüzdendir.
Artık Türk seçmeni sosyal demokrat görüşlü partilerden hem birlik hem de proje üretmelerini bekliyor. Ve bu projelerin de devlet çıkarlarını öne alan değil halkın çıkarlarını öne alan, daha halkçı, sadece işçi, memur söylemlerinin ardına takılan değil, üreten, çalışan, istihdam sağlayan iş adamının da çıkarlarını savunmasını bekliyor. Para ile para kazananların değil, çalışarak, üreterek kazanan ve Türkiye ye katkı sağlayan insanlar için somut öneriler istiyor. Kısaca devletçi sol istemiyor.
Türkiye’ nin gelir dağılımındaki bozukluk, ve nüfusun önemli bir kısmının dar gelirli çalışan ve mükellefler den oluştuğu düşünülürse, sosyal demokrat oyların akılcı ve somut politikalar ile % 60’ lara çıkmaması işten bile değil.
Burada en büyük görev CHP ye düşmekte. CHP nin 2007 yılı itibariyle tarihi bir sorumluluğu var. Ya tüm sosyal demokrat partilere karşı sıcak ve yapıcı adımlar atacak yada tüm riski üzerine alarak ya CHP yada hiçbir parti diyecek. Sn. Baykal'ın bu nokta da YTP nin CHP ye katılımını çok iyi analiz etmesi gerekiyor. Çünkü bu birleşme sanıldığı gibi başarılı olmamıştır. Merhum İsmail Cem'in hastalığı YTP nin kapanmasında çok önemli olmuştur. Bu nedenle alınan birleşme kararı ise YTP kapanış kongresinde neredeyse hayır oyu şeklinde bir sonuçla gerçekleşmiştir.
YTP’ nin CHP ye katılımı için yapılan en son kongresinde bulunan CHP yöneticileri özellikle oradaki atmosferi ve konuşmaları, YTP üyelerinin tedirginliğini çok yakından bilmektedirler. Kendilerine bu birleşme ile CHP nin önemli bir sorumluluk aldığı ve bu sorumluluğun gereği olarak CHP içinde de daha demokratik ve yenilikçi bir dönemin arzulandığı hissettirilmiştir.
Ancak daha sonra yani YTP nin CHP ye katılması ile CHP yönetiminin ve buna bağlı olarak teşkilatlardaki ilgisizlik nedeni ile YTP üyelerinin % 90 nı CHP ye girmekten vazgeçmiştir. Oysa Sn. Baykal YTP ile CHP ile birleşmesi kararı öncesinde Çankaya da YTP binasına yaptığı ziyarette tüm basının önünde tüm YTP üyelerinin mevcut CHP üyeleri ile eşit değerde olduğu gibi güzel cümleler kullanmıştı. Bundan umutlanan YTP üyeleri bir süre sonra söylenenlerle uygulamaların farklı olduklarını düşünerek kırgın bir şekilde CHP ye katılmamışlardır. Hatta Sn. Baykal tarafından yapılacağı söylenen ortak il başkanları toplantısının bile yapılmaması nedeniyle YTP üyeleri CHP ye katılmamıştır. YTP nin CHP ye katılımı sonrası CHP içinde gelişen olaylar ve Mustafa Sarıgül' ün CHP genel başkanlığına aday olmak istemesi, CHP yönetimin ilgisini kongreye kaydırmış olabilir. Ancak, daha sonra CHP yönetimi YTP ve üyeleri konusunu masaya yatırabilirdi. Bu da olmamıştır.
2007 ise hem Cumhurbaşkanlığı hem de genel seçimler nedeniyle CHP nin sorumluluğunu çok artırmaktadır. Ancak şimdi asıl tehlike CHP, DSP, SHP nin ayrı ayrı seçimlere girmesi yada ittifak yapmaması değildir. Sol seçmenin sağ partilerden medet ummak durumunda kalmasıdır. Eğer bu temayül özellikle kemikleşmiş oya sahip sol seçmenin dışında hareket eden ve CHP, DSP ye daha önce oy vermiş seçmeni etkilemeye başlarsa bundan en karlı çıkacak olan yine AKP olacaktır. Yani AKP kendi çabası ve politikası dışında olan hatalar nedeniyle bir beş yıl daha iktidar olacaktır. Bu şekilde bir sonuç olursa, bu sefer bundan en fazla sorumlu tutulacak olan ise CHP yönetimi ve CHP olacaktır. AKP’ nin oy kaybettiğini düşünelim. Bu halde bile bu gelişmeler sol partilerden ziyade MHP ve DYP’ nin işine yarayabilir.
Kimse Sn. Baykal dan CHP’nin büyüklüğünü yok saymasını beklemiyor. Ancak CHP sadece Laik, sadece Atatürkçü, sadece devleti düşünen parti görünümünden çıkmalı ve daha yenilikçi ve kucaklayıcı olmalıdır. Bu sefer giden ne otobüs ne trendir. Giden yenilikçi sol değerlerdir.
Sosyal demokrat politikacı kimliklerin ne düşündüğü çok önemli değildir. Önemli olan sosyal demokrat partilere ve değerlere sıcak bakan sokaktaki seçmenin, bir şeyler yapıldığını, somut adımlar atıldığını görmesidir.Eğer bu yaklaşım Sn. Baykal ve CHP yönetimi tarafından benimsenirse, sosyal demokrat oylar çığ gibi büyüyecektir. Bu gerçekten hem tarihi bir sorumluluk ve fırsattır. Bu fısatı iyi kullanmak sadece Sn. Baykal ve CHP ye değil, Türkiye ye yeni bir açılım ve soluk getirir.
Ayrıca hedef AKP olmamalıdır. Hedef güçlü bir Türkiye iktidarı olmalıdır.