Ana Sayfa | Mp3bul.com | Favorilerine Ekle | İletişim
Ana Sayfa
Editörden
Genel
Ekonomi
Siyaset
Dünya
Spor
Eğitim
Sağlık
Magazin
Asayiş
Yerel
Otomobil
Teknoloji
Araştırma Haberleri
Altuğ ÖZTÜRK

Özgürlüğe Tutsak Olmak
 

Sabahattin TALU

On yıl önce, bugün, ya on yıl sonra?
 

Gündogdu YILDIRIM

KPSS Sınavı
 

İbrahim AKIN

Allahın Kadrini Hakkıyla Takdir Edemeyenler
 

Görkem EREN

118’in yeni numarası neydi Birsen?
 

Elif ALACA

Gerçek sevginin kaynağı Allah'tır
 

Vedat SARAK

12 Eylül 1980...
 

Tuğba BULAN

"Miş" gibi yapma fikrinin gerilimi
 

Selçuk KÖKSAL

Kariyer Üzerine...
 

Abdulmuttalip ONAY

Kürt Kardeşime Mektup
 

Mustafa Kemal AYÇİÇEK

AKP, Demokrasi Sınavında!
 

Nuran YELKENCİ

İş Aşkı
 

Deniz ÖNEL

Dördüncü Güç’ün Ticarileşme Sorunsalı
 

Dr. Murat BAŞ

İleri ama nereye?
 

İlkay KÜÇÜK

Engel ve Yaşam
 

Sumru AYDIN

Demokratikleşme Arkasında
 

Cem ECEVİT

Solda İttifak Mümkün mü?
 

Candan DEDEHAYIR

Sunay Akın Şiirleri...
 

Psk. Uğur DALAN

Çağımızın Hastalığı"DEPRESYON"
 

Şirvan AVCI

Günü Kurtarmak
 

Çağrı DAVRAN

Raul defteri kapandı mı?
 

Can ŞAKARCAN

Bisikletçilerde Vücut Ölçüleri ve Hız
 

Murat CAN

34 MLY 50
 

Semih ÖKTEN

Buda mı olacaktı, nerede insanlık...
 

Murat Can BEDEL

İbrahim Akın'ı kurtarın!
 

Manolya AKSOY

İletişim Teknolojileri
 

Dr. Murat BAŞ

İleri ama nereye?

Gidişin ödenmesi gereken bir faturası elbette var, ama gitmek zorunda mıyız?

Bu ülkede ve dünyada dehşet verici düzeyde yiyecek tüketildiğini öğreniyoruz ama ihtiyaç fazlasını niçin tüketiyoruz?

Artık ama okullarına yetiştirilmiş kameralar sayesinde ofislerinde çalışan annelerin bilgisayarlarından çocuklarını izleyebilecekleri ve böylece daha huzur içinde çalışabileceklerini başından okudum.

Anneler evde çocuklarıyla otursalar daha iyi bir çözüm olmaz mıydı? Hem “vahşi dadı” faciaları da yaşanmaz.

Freud, hayatının sonuna yaklaşırken insanın övündüğü pek çok buluşun gerçekten gelişme işareti olup olmadığını sorgulayan “uygarlığın rahatsızlığı” adlı makalesinde teknolojinin-örneğin ona uzaktaki oğlunun sesini duyma olanağı sağlayan telefon gibi-mutluluk veren ürünlerden bahsediyordu.

“Ama oğlumu uzaklara götüren trenler, (uçaklar) icat edilmemiş olsaydı, onun sesini duymak için telefona da gereksinim duymayacaktım. Gemiler yapılmamış olsaydı dünyanın öbür ucuna gitmiş olan dostumdan haber alabilmek için telgraf (e-mail) beklemeyecektim.” demeyi de ihmal etmiyor.

Kimin bunları araştırmaya ve işin içyüzünü öğrenmeye gücü var mı ki?

Zira tıbbi araştırmalar, büyük finanslar ile sanayi kuruluşlarınca destekleniyor ve yönetiliyor.

Kanserden korunma araştırmaları, sigara üreten Philips Morris şirketi tarafından destekleniyor. Elbette bu şirketler kanserin asıl nedenlerini ortaya çıkarmak için yanıp tutuşmuyorlar,hatta tersine şeylerle uğraşıyorlar.

“Kanserin nedenlerini ortaya çıkarmak ve önlemlerini almak, kanserin tedavisinden daha zor” denilmektedir.

Bilimsel araştırmaların %98’i tedavi yöntemleri ve ilaçlar üzerinden yapılırken, sadece %2’si önleyici yöntemler üzerine yapılmaktadır.

Oysaki kanserin %75-80’i önlenebilir durumdadır.

Yani bu durum, ekonomik bir amaç taşımaktadır.

Hasta demek tedavi demek, tedavi demek ilaç demek, ilaç da daha çok para kazanmak demek.

1 yıllık dünya ilaç piyasasının 450 milyar dolarlık bir sektör olduğunu söylersem durum daha iyi izah edilecektir sanırım. Tedavi anlarında büyük karlar söz konusudur.

Kaldı ki bir tedavi için yapılan araştırmalar, ekonomiyi katalizleyecek bir beklenti ile finanse edilir.

Böylece insan, kendisini kesin olarak kansere sürükleyen biçimde besleniyor, soluyor, çalışıyor ve bu koşullarda yaşıyor.

Ama koşulları değiştirmek yada önlemek için hiçbir şey yapmıyor.

Sonra da birilerinin bir yerlerde bu hastalığı yenecek tedaviyi bulması umuduyla bekliyor.

Elbette tedavi cephesinden mütemadiyen “iyi haberler”, “mucize tedavi”ler geliyor.

Gazete ve TV haberlerinin başlıkları: Kansere Çare, Mucize İlaç, Kanseri Yenmede Büyük Adım vb. süslü laflarla dolu.

Sanki her gün büyük bir buluş, bir mucize, önemli bir başarıyı yaşıyoruz.

Sanki çözüme bir adım uzaklıktayız gibi bir hisle tuzağa düşüyoruz.

Kısacası kansere karşı savaş, başka savaşları unutturmak için kullanılıyor.

Ama bir an düşünen insanı, bu sanal gerçeklikler asla kandıramıyor.

Zira istatistikler evirilip çevrilip, işler iyi gidiyor şeklinde sunulsa da kanser olanların ve kanserden ölenlerin sayısının gün be gün giderek arttığı gerçeğini değiştirmiyor.

Hem insanoğlu kendini matematiksel bir olasılık kuramı olarak değil, bir olgu ve son derece öznel ve özgün bir olgu yani bir insan ve bir yaşam olarak görmeyi yeğlemektedir.

Tamam, anladık ilerleyelim.

Ama nereye kadar?

Kanser oluncaya kadar mı?


10 Kasım 2007

Yazarın Diğer Yazıları


Bedenin Beslenme Felsefesi
İyileştirmek, tıbbın ideolojisi
The Doctor
Özel polikliniklerin sonu
Alternatif Tıbbın Geleceği
HIFU (ses teknolojisiyle) kanser tedavisi
Meme kanseri tedavisinde yeni umut


Anket
Teknoloji alışverişlerinizi nereden yapmayı terchi edersiniz?
İnternetten
Teknoloji marketlerinden
Tercih ettiğim ürünün kendi mağazasından
Zincir mağazalardan (YKM, Boyner, Evkur, vs.)
Yurtdışından
Anket Sonuçları
Haftanın Yazıları
Gündogdu YILDIRIM
Gündogdu YILDIRIM
KPSS Sınavı

Özel Haber

Avrupa Birliği Nedir?

Reklam Haber

Haftanın Röportajı

Sporun içinde bilgi olmalı
Murat Kosova

Hava Durumu


Türkiye'de kayıtlı son 200 DEPREM


Fırsat Linkleri
Anaerobik Arıtma ve Uygulamaları
Şifalı Bitkiler & Kozmik Bilim Işığında
İsrail'in Şifresi (Özel Baskı Özel Fiyat)
Umut & Hayat Akan Bir Sudur


Link Verenler
QlikView Danışmanlık
Freelance Fotografçı
Şampuan ve Vazelin Üretimi
Hunting in Cameroon
Gazete Kafe


Ana Sayfa | Reklam | İletişim | Mp3bul.com

Haberseli.com IHA'nın sözleşmeli internet abonesidir