Kitle iletişim araçları günümüzde bir güç- iktidar kaynağı olarak görülmektedir. Medya topluma gerçekliğin ne olduğunu tanımlar ve olağan olanın yani ‘normal’in ne olduğunun başlıca belirleyicisidir.
Mc Luhan’a göre; Enformasyon, alınan satılan bir eşyayı üretmekte kullanılan araç değil, kendisi alınıp satılan bir meta halini almıştır. İletişim tümüyle bir endüstriye dönüşmüştür.
19. yy.’da reklâmcılık ve ilancılığın gelişimiyle beraber medya ve basın sektörü de ivme kaydetmiş ve ticari işletme oluşumları başlamıştır. İletişim bir endüstriye dönüştükçe ticarileşmeye ve gittikçe reklâm ağırlıklı ekonomi önem kazanmaya başlamıştır.
Medya içerisinde yer alan tüm donanım malzemelerini üreten ve pazarlayan kuruluşlar ekonomik sistemler içerisinde çok mühim bir öneme sahip olmuşlardır.
Medyada evlilik
Büyük medya şirketlerinin birbirleri arasındaki birleşmeler yada öteki sektörlerle yaptıkları işbirlikleri medyanın ekonomi içindeki payı ve önemini arttırmaktadır. Bu tip holdingleşmeler ticarileşme kavramını medya içine sokmuştur.
Medyanın Ticarileşme Sorunu
Medya ve kitle iletişim araçları, yayıncılık faaliyetlerini bağımsız sürdürebilmek için sermayeye ihtiyaç duyar, Bu nedenle de ticari işletmeler halinde yapılanmaları bir zarurettir fakat haber ve bilgi verme amacı üzerine kurulan bir kamusal araç sayılan medyanın sadece kâr mantığını birincil amaç olarak görmesi ve bu mantıkla hareket etmesi tehlikelidir. Medyanın bu sebeple, asıl işlevini yani ekonomik ve politik iktidarı denetleyerek kamuoyunu bilinçlendiren ‘dördüncü güç’ işlevini yerine getirememesine neden olabilir.
Medya grupları iş dünyasına egemen iktidar grupları ile bütünleşmiş durumdadır. Ve bu durum sürekli işbirliği halinde gelişmektedir. Türk medyasının ezici bir çoğunluğu gazeteciliğin yanında her işi yapar hale gelmiş ve haksız rekabetin kapılarını sonuna kadar açmıştır.