Ana Sayfa | Mp3bul.com | Favorilerine Ekle | İletişim
Ana Sayfa
Editörden
Genel
Ekonomi
Siyaset
Dünya
Spor
Eğitim
Sağlık
Magazin
Asayiş
Yerel
Otomobil
Teknoloji
Araştırma Haberleri
Altuğ ÖZTÜRK

Özgürlüğe Tutsak Olmak
 

Sabahattin TALU

On yıl önce, bugün, ya on yıl sonra?
 

Gündogdu YILDIRIM

KPSS Sınavı
 

İbrahim AKIN

Allahın Kadrini Hakkıyla Takdir Edemeyenler
 

Görkem EREN

118’in yeni numarası neydi Birsen?
 

Elif ALACA

Gerçek sevginin kaynağı Allah'tır
 

Vedat SARAK

12 Eylül 1980...
 

Tuğba BULAN

"Miş" gibi yapma fikrinin gerilimi
 

Selçuk KÖKSAL

Kariyer Üzerine...
 

Abdulmuttalip ONAY

Kürt Kardeşime Mektup
 

Mustafa Kemal AYÇİÇEK

AKP, Demokrasi Sınavında!
 

Nuran YELKENCİ

İş Aşkı
 

Deniz ÖNEL

Dördüncü Güç’ün Ticarileşme Sorunsalı
 

Dr. Murat BAŞ

İleri ama nereye?
 

İlkay KÜÇÜK

Engel ve Yaşam
 

Sumru AYDIN

Demokratikleşme Arkasında
 

Cem ECEVİT

Solda İttifak Mümkün mü?
 

Candan DEDEHAYIR

Sunay Akın Şiirleri...
 

Psk. Uğur DALAN

Çağımızın Hastalığı"DEPRESYON"
 

Şirvan AVCI

Günü Kurtarmak
 

Çağrı DAVRAN

Raul defteri kapandı mı?
 

Can ŞAKARCAN

Bisikletçilerde Vücut Ölçüleri ve Hız
 

Murat CAN

34 MLY 50
 

Semih ÖKTEN

Buda mı olacaktı, nerede insanlık...
 

Murat Can BEDEL

İbrahim Akın'ı kurtarın!
 

Manolya AKSOY

İletişim Teknolojileri
 

Nuran YELKENCİ

İş Aşkı

Severek yapılan işlerden alınan performans %100 olmasına karşın, mecburiyetten yapılan işlerden alınan sonuç neredeyse bunun yarısı kadardır.

Ülkemizde çok az insan dışında hiç kimse işinden memnun değildir. Bunun en büyük nedeni, işsizliğin çok yaygın olmasıdır. İnsanların istediği işi değil de, bulduğu işe girmeleridir… Ve eğitim sistemimizin tam olarak oturmuş olamamasıdır.

Severek yapılan işlerdeki verimlilik

Şöyle bir düşünelim: Ülkemizde kaç kişi işinden memnun ve işini severek yapıyor. İşsizliğin çok olduğu ve gelişmekte olan, “hatta bir türlü de gelişemeyen” ülkemizde, sevdiğimiz işi yapmak bizler için büyük bir lüks ve avantajdır... Hepimiz zaman- zaman şikâyette bulunmuşuzdur… Özellikle bu şikâyetlerle de en çok devlet sektörlerinde daha çok karşılaşmaktayız.

Hiçbir kuruma derdimizi dilediğimiz gibi anlatamıyoruz... Her kes yaptığı işten “bıkkın, bezgin ve yorgun.” Kimse bildiklerini anlatmak istemiyor. Eskiden müşteri velinimetimiz derdik, şimdi bakıyoruz kimse kimseyi tanımıyor.

Hastanelere gidiyorsunuz, hasta doktor ilişkilerinde samimiyetsiz veya zorlama doktorculuk rolü oynayan hekimler çoğunlukta… Melek adını taktığımız hemşireler neredeyse hastalara neden hastalandın dercesine kaba davranışlarda bulunuyorlar... Devlet sektörüne gidiyorsunuz, memurların ağızlarından laf almak için neredeyse ücret ödememiz gerekiyor... Emekliler üç aylıklarını almak için verdikleri mücadelelere bir de insanların hakaretlerini eklersek karşımıza çıkan manzara içler acısı.

Banka kuyruklarında üç aylıklarını almak üzere bekleyen yaşlılarımıza, genç muamelesi yaparak onları sıcak soğuk demeden, saatlerce kuyruklarda canları pahasına bekletmek… Daha sonra bu yaşlıların her şeyi bilme zorunluluğu varmışçasına, sordukları sorulara kaba saba cevaplar vermek gibi yüzlerce saygısız ve kaba davranışlar...

Sokaktaki iş arayanlara baktığımızda, “bir türlü istediğim işi bulamıyorum” diyerek kahve köşelerinde ve duman altında zamanlarını tükettiklerini görürüz.

İş bulduklarında ise, işe olan sorumluluğunu yerine getirmek gibi bir mecburiyeti kendilerinde hissetmezler.

Zorla yapılan işlerdeki kayıp

Maddi olarak karşılığını aldığınız her ne iş olursa olsun, sevseniz de sevmeseniz de, bu işi sonuna kadar ciddi bir çabayla yapmak zorunluluğunuz vardır. Aksi taktirde, zorla yapılan işlerden hem kendisi, hem de hizmet ettiği sektörde, hatta ülke ekonomisinde büyük maddi kayıplar olur ve bu durum toplum içinde güvensizlik oluşturur.

Dolayısıyla , ülkemizde çok azı dışında kimsenin istediği mesleği yapma şansı yoktur. Bundan dolayı, “ istediğim meslek olmadan işimi severek yapamam” deme lüksünü ülkemizin henüz kaldırması mümkün değildir.

Avrupa eğitim sistemini yıllar önce çözmüştür. Çocukları henüz anaokullarında yetenek testlerinden geçirip uygun mesleklere yönlendirmektedirler… Ve bu doğrultuda eğitim almaları için okullar ve aileler iş birliği içinde çocukların geleceklerini hazırlamaktadırlar.

Bizdeki eğitim sistemine bakarsak, anaokulunda değil de, neredeyse olgunluk çağlarında çocuklar üniversitelerde meslek seçimleri için “ yazı tura” atmak zorunda bırakılmaktadırlar.

Umudumuzu yitirmeden beklemek dışında şimdilik yapacak pek şey yok gibi gözükmektedir. Ülkemizdeki koşullar ve eğitim sistemi değiştirilebilirse, ömrümüz yetip görme şansını yakalayabilirsek; sevdiğimiz meslekleri henüz anaokullarında seçme şansımız olabilir inşaAllah.


12 Kasım 2007

Yazarın Diğer Yazıları


Hz. Adem (as) ve Darwin’in Evrimi
Ne mutlu Türküm diyene
Başarılı iş ve ev kadınları
Kahramanlar hep az olur
İhtiyar Doğanlar ve Genç Yaşlananlar
Kardeş kavgası ve kardeş sevgisi
Konuşamıyoruz Çünkü Okumuyoruz
İnancın yüzdeki ışıltısı ve nuru
Mutfaktaki İsraf
Yapıcı ve Yıkıcı Eleştiriler
Duygu Asena’nın Cenaze Töreni
Babalar ve oğullar
Başarılı İş ve Ev Kadınları
Hz. Adem (as) ve Darwin'in Evrimi
Filistin’in Göz Yaşları
İnsan Bedenindeki Haberci: Hormonal Sistem
Kadına Yönelik Şiddet!
Müslüman Müslüman'ın Kardeşidir


Anket
Teknoloji alışverişlerinizi nereden yapmayı terchi edersiniz?
İnternetten
Teknoloji marketlerinden
Tercih ettiğim ürünün kendi mağazasından
Zincir mağazalardan (YKM, Boyner, Evkur, vs.)
Yurtdışından
Anket Sonuçları
Haftanın Yazıları
Gündogdu YILDIRIM
Gündogdu YILDIRIM
KPSS Sınavı

Özel Haber

Avrupa Birliği Nedir?

Reklam Haber

Haftanın Röportajı

Sporun içinde bilgi olmalı
Murat Kosova

Hava Durumu


Türkiye'de kayıtlı son 200 DEPREM


Fırsat Linkleri
Anaerobik Arıtma ve Uygulamaları
Şifalı Bitkiler & Kozmik Bilim Işığında
İsrail'in Şifresi (Özel Baskı Özel Fiyat)
Umut & Hayat Akan Bir Sudur


Link Verenler
QlikView Danışmanlık
Freelance Fotografçı
Şampuan ve Vazelin Üretimi
Hunting in Cameroon
Gazete Kafe


Ana Sayfa | Reklam | İletişim | Mp3bul.com

Haberseli.com IHA'nın sözleşmeli internet abonesidir