Severek yapılan işlerden alınan performans %100 olmasına karşın, mecburiyetten yapılan işlerden alınan sonuç neredeyse bunun yarısı kadardır.
Ülkemizde çok az insan dışında hiç kimse işinden memnun değildir. Bunun en büyük nedeni, işsizliğin çok yaygın olmasıdır. İnsanların istediği işi değil de, bulduğu işe girmeleridir… Ve eğitim sistemimizin tam olarak oturmuş olamamasıdır.
Severek yapılan işlerdeki verimlilik
Şöyle bir düşünelim: Ülkemizde kaç kişi işinden memnun ve işini severek yapıyor. İşsizliğin çok olduğu ve gelişmekte olan, “hatta bir türlü de gelişemeyen” ülkemizde, sevdiğimiz işi yapmak bizler için büyük bir lüks ve avantajdır... Hepimiz zaman- zaman şikâyette bulunmuşuzdur… Özellikle bu şikâyetlerle de en çok devlet sektörlerinde daha çok karşılaşmaktayız.
Hiçbir kuruma derdimizi dilediğimiz gibi anlatamıyoruz... Her kes yaptığı işten “bıkkın, bezgin ve yorgun.” Kimse bildiklerini anlatmak istemiyor. Eskiden müşteri velinimetimiz derdik, şimdi bakıyoruz kimse kimseyi tanımıyor.
Hastanelere gidiyorsunuz, hasta doktor ilişkilerinde samimiyetsiz veya zorlama doktorculuk rolü oynayan hekimler çoğunlukta… Melek adını taktığımız hemşireler neredeyse hastalara neden hastalandın dercesine kaba davranışlarda bulunuyorlar... Devlet sektörüne gidiyorsunuz, memurların ağızlarından laf almak için neredeyse ücret ödememiz gerekiyor... Emekliler üç aylıklarını almak için verdikleri mücadelelere bir de insanların hakaretlerini eklersek karşımıza çıkan manzara içler acısı.
Banka kuyruklarında üç aylıklarını almak üzere bekleyen yaşlılarımıza, genç muamelesi yaparak onları sıcak soğuk demeden, saatlerce kuyruklarda canları pahasına bekletmek… Daha sonra bu yaşlıların her şeyi bilme zorunluluğu varmışçasına, sordukları sorulara kaba saba cevaplar vermek gibi yüzlerce saygısız ve kaba davranışlar...
Sokaktaki iş arayanlara baktığımızda, “bir türlü istediğim işi bulamıyorum” diyerek kahve köşelerinde ve duman altında zamanlarını tükettiklerini görürüz.
İş bulduklarında ise, işe olan sorumluluğunu yerine getirmek gibi bir mecburiyeti kendilerinde hissetmezler.
Zorla yapılan işlerdeki kayıp
Maddi olarak karşılığını aldığınız her ne iş olursa olsun, sevseniz de sevmeseniz de, bu işi sonuna kadar ciddi bir çabayla yapmak zorunluluğunuz vardır. Aksi taktirde, zorla yapılan işlerden hem kendisi, hem de hizmet ettiği sektörde, hatta ülke ekonomisinde büyük maddi kayıplar olur ve bu durum toplum içinde güvensizlik oluşturur.
Dolayısıyla , ülkemizde çok azı dışında kimsenin istediği mesleği yapma şansı yoktur. Bundan dolayı, “ istediğim meslek olmadan işimi severek yapamam” deme lüksünü ülkemizin henüz kaldırması mümkün değildir.
Avrupa eğitim sistemini yıllar önce çözmüştür. Çocukları henüz anaokullarında yetenek testlerinden geçirip uygun mesleklere yönlendirmektedirler… Ve bu doğrultuda eğitim almaları için okullar ve aileler iş birliği içinde çocukların geleceklerini hazırlamaktadırlar.
Bizdeki eğitim sistemine bakarsak, anaokulunda değil de, neredeyse olgunluk çağlarında çocuklar üniversitelerde meslek seçimleri için “ yazı tura” atmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Umudumuzu yitirmeden beklemek dışında şimdilik yapacak pek şey yok gibi gözükmektedir. Ülkemizdeki koşullar ve eğitim sistemi değiştirilebilirse, ömrümüz yetip görme şansını yakalayabilirsek; sevdiğimiz meslekleri henüz anaokullarında seçme şansımız olabilir inşaAllah.