|
Vedat SARAK
12 Eylül 1980...
|
Kenan Evren ismi o dönemde insanların akıllarını -o dönem ülkenin içinde bulunduğu durum gibi- karıştırıyor.
Ülkede ki anarşik düzene, anti demokratik sisteme, emperyalizme karşı çıkan birçok sağcı-solcu genç, bu toplumsal muhalefet karşısında devlet terörü ile karşı karşıya kalıyor bunun sonucunda ise ülkenin sorunlarından, dünyanın gündeminden ya da hayatın ta kendisinden pasifize ediliyorlar.
O dönem yönetiminin bu gençlere belirlediği ceza çizelgesi, dönemin şartlarını ve şimdi koruduğumuz -tatil yaptırdığımız- paşaların anlayışını açıkça göstermektedir.
Yapılan herhangi bir ‘korsan’ gösteride yakalananlar, ‘gizli örgüt üyesi’ olmaktan 8 ila 15 yıl arasında hapis cezasına çarptırılıyor, bildiri dağıtanlara TCK'nın 141. ve 142. maddesi gereğince, ‘’komünizm propagandası’’ yapmaktan 5 ila 7,5 yıl hapis cezası veriliyor. Duvarlara slogan yazmanın cezası ise, polisler tarafından kurşunlanmak noktasına kadar varıyordu.
Dahası mı?...
Ülkücü bir çocuk yaşı 17 olduğundan dolayı yargılanamıyor!
Kendi hükümlerini uygulamalarının önünde ki bu engel, bir gecede kaldırılıyor ve Erdal sabaha boğazında özgürlüklerinden arta kalanlarla yapılan bir iplik ve elinde yaşını 18 gösteren bir kimlik ile uyandırılıyor.
Daha sonra!...
Sonrası birçoğunun başına geldi işte aynı Erdal’ın başına gelenler. Erdal gibi asılanlar şanslılardı!
Diğerleri hayatları boyunca silemeyecekleri hatıralar, sosyopatlıklar ile yaşamaya mahküm edildi.
O dönemde ülkenin demokrasisinin suratında patlayan bu ‘darbe’ yi savunanlar, şimdi muhalefetin gereği olduğu için,
-‘darbe’ciler yargılansın!
Derdindeler...
Kendilerine dokunmadığı için ya da sırf muhalefet söylediği için tescilli darbecileri yargılamak konusunu komik ve ciddiyetsiz bulup, bugün iktidarlarına tehtid adlettikleri için ülkenin tüm aydınlarını ‘darbe’ ci diye yargılayanları da unutmayın!
O dönemde yapılan referandumun kalkanı ardından söylenen konuşmalar ile savunmasız ahmaklıkların sığınağında artık fazla yaşayamazsınız.
Yargılanmalısınız!...
12 Eylül 1980 tarihinde bu ülkenin demokrasisinin kafası kopartılmıştır!..
Her 1 Mayıs tartışması bundan, hıdrellez günlerinin karmaşası bundan, üniversiteli gençlerin her protestosunun haber olması bundan, DTP üzerinden yapılan apolitik tutumlar bundan, parti kapatma davaları bundan, seçim yasasında ki %10 barajı malum anayasadan, siyasetçinin gazetecilerle uğraşması bundan, karikatürcülere açılan davalar bundan, avazı çıktığı kadar susan vatandaşın varlığı bundan.
Şimdi sen ve arkadaşların tüm bunlara bu ülkede sebep olacaksınız...
Bir yerlerde resim falan yapıp günleri sayacaksınız...
O dönem yapılan bir referanduma sığınacaksınız...
Yazık...
Şimdi bu adamları yargılasan, Asker ile Hükümetin arası yine açılacak ve bir sürü gergin diyalog havada uçuşacak.
Yargılamasan ayrı dert…
Bence Romeo-Juliet’i oynayalım. Yargılayacağız diyelim, -yargılamadan- kendi hallerine bırakalım.
Baksanıza durum öyle olunca ne yapacaklarmış;
-Yargılanmayı kabul etmem. Onlara bırakmam İntihar ederim...
2 Temmuz 2009
|
|
|